'Toplum Sağlığı İçin Biber Gazı Yasaklanmalı'

İSTANBUL (İsminaz Ergün)- 81 ülkenin 80'inde milyonlarca kişinin sokaklara çıktığı Gezi isyanında tam bir devlet terörü yaşandı. Sadece İstanbul'da 8 bin kişi yaralandı, en az 8 kişi gözünü kaybetti. Türkiye genelinde 9 kişi yaşamını yitirdi, binlerce kişi yaralandı. Yaralanmaların büyük kısmı, biber gazının yoğun bir şekilde, toplumsal alanlarda kullanılmasından kaynaklandı.

 

Biber Gazı Yasaklansın İnisiyatifi bileşenlerinden olan İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Dr. Ali Özyurt ile biber gazının toplum sağlığına yönelik zararları üzerine konuştuk.

 

Hekimler olarak biber gazını çok bilmediklerini, özellikle Gezi direnişiyle birlikte hem öğrendiklerini hem de var olan bilgilerini tazelediklerini söyleyen Özyurt, hastanelere başvuran hastaların yakınmalarından ne gibi etkiler ortaya çıktığını anlamaya çalıştıklarını belirtti. Biber gazının kullanıldığı ortamlarda bulunan, maruz kalan bazı insanların ciddi sağlık sorunları yaşaması ve ölümlerin yaşanmasıyla, aradaki illiyet bağını sorguladıklarını, incelediklerini kaydeden Özyurt, böylece yeterli olmayan bilgilerini güncellediklerini söyledi.

 

"Solunum ve kalp damar ile ilgili hastalıkları olanlar biber gazına maruz kaldıklarında mevcut hastalıkları ilerliyor" diyen Özyurt, Metin Lokumcu'nun yaşamını yitirmesinin buna örnek olduğunu kaydetti. Özyurt, "Solunum rahatsızlığı ve kalp rahatsızlıkları olan Metin Lokumcu'nun ölümünde, otopsi ve TTB tarafından hazırlanan raporlarda biber gazının dolaylı etkisi olduğu kanıtlandı diyebiliriz" dedi.

 

'VAR OLAN HASTALIKLARI TETİKLİYOR'

Gezi direnişi sırasında İstanbul Tabip Odası'na çok sayıda başvuru yapıldığını, TTB'nin internet ortamında yaptığı anket çalışmasına yaklaşık 10 bin kişinin katıldığını hatırlatan Özyurt, "Verilen yanıtlar üzerinden değerlendirirsek, yaşamak için soluduğumuz havada oksijene ihtiyaç var. Ama biber gazının kullanıldığı ortamlarda oksijen azalıyor, gaza maruz kalan insanların gözleri yaşarıyor, nefesleri tutulmuş gibi oluyor, soluk alamıyorlar. Bir kısmı ani baygınlık geçiriyor. Belki genç, daha sağlıklı insanlar anlık etkilerden, ortamdan uzaklaşmaları durumda kurtuluyor. İlk yardım yapılması, oksijen verilmesi, nefes darlığı ile ilgili hastalıklarda kullanılan fısfıs olarak tabir edilen ilaçların verilmesi sonucu biraz rahatlayabiliyorlar. Ama yaşlı, kalp ve solunum hastalığı, kronik bronşit, astım, kalp yetmezliği gibi hastalıkları olanlar biber gazına maruz kaldıklarında zaten mevcut hastalıkları olduğu için tehlikeli bir durum ortaya çıkıyor. İnsanlar biber gazına maruz kaldıklarında nefes almakta zorlanıyor, hem de o anda yaşadıkları heyecan nedeniyle, adrenalin dediğimiz kanı, tansiyonu yükselten bir maddenin açığa çıkması sonucu kalp dolaşım sisteminde sorun ortaya çıkıyor. Bu durumda, solunum zorluğu ve kalp durması gibi sorunlarla karşılaşılabiliyor" dedi.

 

Biber gazının kimyasal silah olarak değerlendirildiğini hatırlatan Özyurt, "Biber gazının ölümlere neden olduğunu gördük. O nedenle sağlık meslek örgütleri olarak söyleyeceğimiz en önemli şey, bunun gerçekten kullanılmamasıdır" diye konuştu.

 

Biber gazına maruz kalanların, gözlerinin yaşardığını, nefes almakta zorlandığını söyleyen Özyurt, diğer etkilerini ise şöyle sıraladı: "Sekreksyon artışı (öksürük ve balgam artıyor. Ses kısılması yaratıyor. Bu etki 2 hafta sürebiliyor) Boğazda gıcık yapıyor. Bunlar kalıcı değil ama uzun süre etkili olan hasarlar. Ancak, bazı insanlarda yaşam boyu etkili olabiliyor."

 

'BİBER GAZI MASUM DEĞİL, ÖLDÜRÜCÜ'

"Biber gazı, masum değil, öldürücü" diyen Özyurt, şunları söyledi: "Dolayısıyla bunların kullanma talimatları var, dikkat edilmesi gereken kurallar var. Kullanıldığı yerler toplumsal olaylar. Halkın yoğun olarak bulunduğu yerler. Taksim'den örnek verirsek, burada 3 bin civarında iş yeri var aynı zamanda bir yerleşim merkezi ve her gün en az 2 milyon insanın geldiği söyleniyor. Bu insanların hepsi sağlıklı değil. Böyle bir ortamda biber gazının kullanılmaması gerekiyor. Yakın mesafeden atılmaması gerektiği belirtiliyor, oysa hedef gözetilerek, insanlara yakın mesafeden ateş ediliyor. Berkin Elvan bu nedenle yaşamını yitirdi. Kullanan kişilerin eğitim alması gerekiyor, oysa eğitim verildiği şüpheli."

 

'BATIDA YAŞAYANLAR DA DEVLETİN İNSANCIL OLMAYAN YÜZÜYLE TANIŞTI'

Polisin ve iktidarın, demokratik hakkını kullanan halkı düşman olarak gördüğünü belirten Özyurt, "Bu durumda insanların ölmesi umurlarında olmuyor. Değişik görüşlerde, muhalif olan Alevisi, Kürdü, Türkü, Ermenisi, Süryanisi tüm insanlar her yerde yaşıyor. Homojen bir toplumdan bahsetmiyoruz. Farklı siyasi görüşlerden insanlar kent hakkı, çevre için Gezi sürecinde sokaklara çıktı. İnsanlar ağaçlara sahip çıkmak için barışçıl bir şekilde sokağa çıktı ve gerçekle yüzleşti. Bu gerçekle yıllarca Fırat'ın doğusunda yaşayan Kürtler yüzleşiyordu. Ancak bu medya ya da diğer algı yöntemleriyle batıda yaşanan insanlardan gizleniyordu. Özellikle Gezi süreciyle birlikte batıda yaşayan toplumda devletin bu yüzüyle yüzleşmiş oldu. Devletin kaba, insancıl olmayan, düşmanlaştırıcı yüzüyle karşılaşmış oldu."

 

Polisin kapalı alanlarda kullanılması gereken biber gazını hastanelerin içerisinde dahi kullandığını hatırlatan Özyurt, bu nedenle binlerce kişinin etkilendiğini kaydetti. Biber gazının aynı zamanda ateşli silah olarak da kullanıldığını kaydeden Özyurt, polisin, doğrudan insanları hedef alarak biber gazını kullandığını ifade etti.

 

Toplumun sağlığı için biber gazı kullanımının yasaklanması gerektiğini vurgulayan Dr. Özyurt, "Şimdi bir de Türkiye'de üretileceği belirtiliyor. Bu bir facia olur. Toplumsal olayların olmaması isteniyorsa demokratik, özgür herkesin eşit yaşayabileceği bir ortam yaratılmalıdır. İnsanların kendini ifade etmesi bir anayasal haktır. Buna da devletin anlayış göstermesi gerekiyor" dedi.

Etkin Haber Ajansı

İÇERİK ARA

  Tweetle

© CopyLEFT bibergaziyasaklansin.net | Tüm yazılı ve görsel içerik özgürce kullanılabilir.