Polis Şiddeti, Etkileri Ve Sonuçları Tartışıldı!

?İşkence alanı sokaklar-toplumsal olaylarda kolluğun zor kullanımı, etkileri ve sonuçları? başlığıyla örgütlenen sempozyum-forum Şişli Kent Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi.

Kimya Mühendisleri Odası (KMO) İstanbul Şubesi, İstanbul Tabip Odası (İTO), İstanbul Eczacı Odası, Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği (TODAP), İnsan Hakları Derneği (İHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) tarafından örgütlenen sempozyum-forum saat 11.00'de katılımcıların kayıtlarının alınmasıyla başladı.

İlk olarak, polisin yoğun biber gazı kullanarak Gezi Parkı?na yaptığı saldırının görüntülerinin ve saldırıya maruz kalanlarla yapılan röportajların yer aldığı, ?biber gazı yasaklansın? vurgusunun öne çıktığı sinevizyonun gösterimi yapıldı.

Haziran Direnişi sırasında hayatını kaybedenler için saygı duruşu yapıldı.

Saygı duruşunun ardından KMO'dan Selin Top'un yaptığı açılış konuşmasında Haziran Direnişi ve polis saldırıları hatırlatıldı. Biber gazının zararlarını hatırlatan Top, sempozyumun amacını özetleyerek ?biber gazı yasaklansın? talebiyle mücadelenin devam etmesini hedeflediklerini belirtti.

 

I. Oturum

TMMOB KMO İstanbul Şube Başkanı Haşmet Camcı başkanlığında ilk oturum için konuşmacılar kürsüye çağrıldı.

?Biber gazı kimyasaldır!?

KMO İstanbul Şubesi'nden Onur Gökulu, ?Toplumsal olaylarda zor kullanım araçlarının tarihçesi ve kimyasal etkileri? başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Gökulu, konuşmasına biber gazının net olarak kimyasal silah olduğunu vurgulayarak başladı. Öldürücü, yaralayıcı, tahriş edici maddelerin kimyasal silah tanımına girdiğini belirten Gökulu, kimyasal silahların tarihçesini anlattı. Yapılan anlaşmalarda defalarca kimyasal silahların kullanımının yasaklanması ve imha edilmesinin kararlaştırılmasına karşın bunun gerçekleştirilmediğini ifade etti. Biber gazının da içerisine girdiği gözyaşartıcı gazların ?az ölümcül? silahlar olarak adlandırıldığını belirten Gökulu, biber gazının etkisinin maruz kalınan doz ve süreye göre değiştiğini ifade etti. Biber gazı üreten 7 firmadan beşinin Amerikan firması olduğu bilgisini vererek, Türkiye'de de bu gazın üretilmesinin tartışıldığını ve TÜBİTAK'ın buna onay verdiği bilgisinin dolaştığını ifade etti.

Son olarak biber gazının kimyasal silah olduğunu ve yasaklanması gerektiğini söyledi.

?Kalıcı etkiler yaratıyor?

İstanbul Eczacı Odası'ndan Nurdan Demirkan ise ?Toplumsal olaylarda zor kullanım araçlarının toksikolojik etkileri? başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Biber gazının insanlarda yarattığı etkileri anlatan Demirkan, gözlerde, ciltte, solunum yollarında yarattığı rahatsızlıkları ortaya koydu. Gazın uzun sürede astım vb. kalıcı rahatsızlıklar yarattığını belirtti. Körlük riski taşıdığına dikkat çekti.

?Biber gazı öldürüyor?

TTB'den Doç. Dr. Cavit Işık Yavuz ise ?Kimyasal gösteri kontrol ajanlarına maruz kalanlarda meydana gelen sağlık sorunları? başlıklı bir sunum yaptı. Kimyasal gazlar olarak nitelendirilen gazların ?kimyasal zehirler? olarak nitelendirilmesi gerektiğini ifade eden Yavuz, 19 Aralık Cezaevleri Katliamı sırasında da bu gazların yoğun kullanımı sonucunda ölümlerin yaşandığını hatırlattı. Bu gazların kalıcı etkiler bırakmadığı yönündeki söylemlerin gerçeği yansıtmadığını, kanserojen etkileri olduğunu belirtti. TTB'nin Hopa raporunu hatırlatarak Metin Lokumcu'nun biber gazından dolayı yaşamını yitirdiğini söyledi. Biber gazının solunum, sindirim gibi etkilerinden bahsetti. Haziran Direnişi sırasında polisin biber gazıyla yaptığı saldırı sonucunda ortaya çıkan bilançoyu istatistiki verilerle aktardı.

?Devletin söylemlerini kullanmayalım?

TODAP adına ise Uzm. Psikolog Pınar Önen ?Toplumsal olaylarda zor kullanım araçları: Psikososyal boyut? başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Önen, sunumuna devletin kullandığı ?toplumsal olay? teriminin yerine direniş, gösteri, ayaklanma terimlerini, ?müdahale? terimi yerine de saldırı terimini kullanmak gerektiğini ifade etti. Sunumun devamında Haziran Direnişi sırasında polisin uyguladığı sözel saldırılardan, gözaltına alarak özgürlük kısıtlaması yaptığına, korkutma ve cinsel şiddet gibi psikolojik saldırıları tanımladı. Polislerin eylemlerdeki bu saldırılarının işkence olduğuna vurgu yaptı. ?Bu ülkede adaletin olmadığını bilsek de yine var sayıyoruz? diyerek adaletin iktidarda kim varsa ona hizmet ettiğini ifade etti. Haziran Direnişi sırasında yaşamını yitirenlere ?şehit? denilmesini de eleştiren Önen, bunun askerleri ölüme gönderirken idealize edilen bir yöntem olduğunu ve devletlerin kullandığını söyleyerek doğru bulmadığını söyledi.

İlker Küçükparlak da programda yer almamasına karşın Psikiyatri Derneği adına kısa bir konuşma yaptı. Devletin kullandığı kavramların kullanılmaması konusunda ek yaparak, Gezi eylemleri sırasındaki farklı kesimlerin bütünleşmesi, korkuların aşılması gibi noktalara değindi.

Bu konuşmanın ardından ara verildi.

 

II. Oturum

?Devlet işkenceye aşina?

İHD İstanbul Şube Başkanı Ümit Efe başkanlığında gerçekleştirilen ikinci oturumda ilk olarak TİHV adına Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı ?Toplumsal olaylarda zor kullanım araçlarının neden olduğu travmatik yaralanmalar ve işkence algısı? başlıklı sunum gerçekleştirdi. Türkiye'de devletin işkenceye aşina olduğunu belirten Fincancı, değişik dönemlerde değişik iktidarlar olsa da devletin bu işkenceleri uyguladığını ifade etti. ?Yargısız infaz? söylemine değinerek yargılanıp öldürmenin bu söylemle meşrulaştırıldığı bu nedenle söylemin yanlış olduğunu belirtti. Gazların kimyasal silah olduğunu söyledi. Ellerin arkadan kelepçelenmesinin, copların kullanımının, basınçlı su kullanımının insanlara hasar vermek ve acı çektirmek amacıyla hayata geçirildiğini söyleyerek bunların işkence olduğunu belirtti.

Türkiye'nin hukuksuz bir ülke olduğunu söyleyerek sıradan burjuva demokratik devlet olgusunun dahi kalmadığını, diktatörlük koşullarının egemen olduğunu belirtti. Yaşanan eylemler sonrasında sağlık kuruluşlarına yapılan başvuruların istatistiki bilgilerini verdi. ?Güçlerimizi birleştirelim, devletin elinden silahlarını alalım? çağrısıyla konuşmasını sonlandırdı.

 

?Polislere silah verilmemeli?

?Toplumsal olaylarda zor kullanım araçları ve insan hakları ihlalleri? başlığıyla İHD adına Ümit Efe sunum yaptı. Toplantı, gösteri, yürüyüş hakkına yönelik saldırıları teşhir eden Efe, bu eylemleri yasaklama inisiyatifinin vali ve kaymakamlara bırakılmasının doğurduğu sonuçları eleştirdi. Haziran Direnişi sırasında polisin yaptığı yoğun saldırıların boyutunu ortaya koyarak tanık oldukları ve polislerin hedef alarak kitleye gaz sıktığı örneklerden bahsetti. Eylemler sırasında polislere silah verilmemesi gerektiğini söyleyen Efe, gaz bombası, kimyasal sular, elektro şok aletleri vb. silahların yasaklanması talebiyle mücadele edilmesi gerektiğini ifade etti.

?Sokakta verilecek mücadeleyle hukuk değişebilir?

ÇHD adına Av. Şerife Ceren Uysal ?Toplumsal olaylarda zor kullanım araçlarının kullanımının hukuki açıdan incelenmesi? başlığıyla sunum yaptı. Gezi eylemleriyle yasaların artık teşhir olduğunu belirten Uysal, ezilenlerin, işçilerin, emekçilerin vereceği mücadeleyle hukukun değişebileceğini ifade etti. PVSK'dan bahsederek bu yasayla polise verilen yetkilerin arttığını söyledi. Aynı zamanda taş, sopa, bilye gibi eylemcilerin kullandığı araçların silah kapsamına alındığını belirtti. Böylelikle eylemlerde bunları kullananlara karşı polise silah kullanma yetkisi verildiğini söyleyen Uysal, Gezi eylemlerinde de polisin silahla saldırabileceğini, ancak milyonlarca insan sokakta olduğu için buna cesaret edilemediğini ifade etti.

AİHM'in bir dizi örnek karşısında verdiği kararları da eleştiren Uysal, sözkonusu olanın ?özel mülkiyet? olunca bu gibi kurumların dahi saldırıyı meşru gördüğünü söyledi.

Son olarak DGM'lerin kapatılması, sendikalar yasasının iptali gibi örneklerin hukukun sokakta belirlenebildiğini gösterdiğini ifade ederek, biber gazının yasaklanması için de böyle bir mücadele örgütlenmesi gerektiğini belirtti.

DİSK adına Kıvanç Eliaçık, ?Toplumsal olaylarda zor kullanım araçlarının yasaklanmasına dönük mücadele deneyimi? başlığıyla sunumunu gerçekleştirdi. Brezilya ve Kore'deki sendikaların Türkiye'ye biber gazı satışını engellemek için eylemler yaptığını belirten Eliaçık, kendilerinin de biber gazının üretimi, taşınması ve satılması karşısında bir çalışma yapacaklarını belirtti.

Kısa bir ara verildikten sonra Ali Çerkezoğlu'nun yönettiği panel-forum bölümüne geçildi. Bu bölümde söz alanlar kısa konuşmalar yaparak sorular sordular.

Son olarak da taslak halindeki deklarasyon metni özetlendi. Deklarasyon metninde, biber gazının kullanımının yasaklanması için mücadele yürütülmesi eğilimi tekrarlandı.

Kızıl Bayrak / İstanbul

İÇERİK ARA

  Tweetle

© CopyLEFT bibergaziyasaklansin.net | Tüm yazılı ve görsel içerik özgürce kullanılabilir.